Ben Varım

Ağu
13
20:30
Ağu
14
20:30

Kasiyer Jasmin’in zorlu hayatı ve koşulları bir mucize hayaliyle yaşamasına neden olur. Mucize gerçekleşir, ama pek o kadar da mucizeye benzemiyordur. Mucize bekleyenlerin, mucize pazarlayanların, başkasının mucizesine bel bağlayanların, her insanın kendi mucizesini yaratması gerektiğine inananların oyunu bu.

Yazar Peter Lund, bizi aciz bırakan, önce yalnızlaştırıp, sonra sağır edici uğultusuyla akılsız bir kalabalığın içine atan “mucize”ye bakıyor. Umuda benzeyen ama hep umutsuzlukla biten mucize beklentisinden nasıl kurtulacağımıza. Ne zaman, ne olduğunda “Ben yokum!” dememiz gerektiğine. Bu kritik karar anını kaçırmamak gerekiyor.

Yazar: Peter Lund
Çevirmen: Güliz Gonca Yakut
Yönetmen: Ümit Aydoğdu
Dramaturg: Beliz Güçbilmez
Müzik: Oktay Köseoğlu
Koreografi: Tuğçe Tuna
Oyuncular: Alper Baytekin, Didem Balçın, Ecmel İs, Erdem Akakçe, Hülya Gülşen, Iraz Yöntem, Tuğrul Tülek, Yeliz Kuvancı
Özgün Müzik: Wolfgang Böhmer
Dekor-Işık: Cem Yılmazer
Dekor Tasarım Asistanı: Yasemin Arslan
Kostüm: Eylül Gürcan
Vokal Koçu: Günay Acar
Koro: Ali Alkın Aydın, Arca Öz, Aslıhan Aydoğan Büyükakgül,Barkın Sarp, Cansu Akbıyık, Cansu Boz, Cansu Reyhan, Doğan Şükrü Arabacı, Name Önal, Selen Şeşen, Ümit Baran, Zeynep Parla
Orkestra: Safa Yasin Akyol, Özgür Özarıkça, İsmail Kırkan, Berkan Karlıdağ, Gözde Gülşen, Arda Erol
Reji Ekibi: Ekin Deniz Görk, Balca Aydoğdu, Seda Eroğlu

Yönetmenin Metni:

Tiyatro sanatı hayatin içine gönderilmiş bir “Truva Atı”dır, diyor Eugenio Barba; Her gün önümüzde akıp giden ama görmediğimiz olayları görünür kılması ile bizleri sorular sormaya iter, huzursuz eder ve bunu eğlendirerek yapar.

Aynı şeyin oyunları hazırlayan bizler için de geçerli olduğunu düşünüyorum; Her yeni oyun tiyatro sanatının içine gönderilmiş bir “Truva Atı”dır. Yıllardır alıştığımız her şeyi bir anda değiştirebilir, doğru bildiklerimizi sarsabilir, öyle olmaz dediklerimizi bal gibi oldurabilir. İyi ki de öyle çünkü bizi yeniler, geliştirir ve bunu eğlendirerek yapar. Hele iyi bir ekiple yapılıyorsa o zaman iyi ki ile başlayan cümleler çoğalır. Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Oyuna gelince; kendini sahnede etkili ve güzel bir şekilde anlatacağını düşünüyorum. Ama yine de bende uyandırdığı hissi Theodor W. Adorno’nun “Minima Moralia” adlı kitabındaki bir cümlesiyle iletebilirim; “Sen güçsüzlüğünü gösterdiğinde diğeri gücünü göstermek için bundan faydalanmıyorsa bil ki seviliyorsun.”

Ümit Aydoğdu

Ben Varım

Ağu
13
20:30
Ağu
14
20:30

Kasiyer Jasmin’in zorlu hayatı ve koşulları bir mucize hayaliyle yaşamasına neden olur. Mucize gerçekleşir, ama pek o kadar da mucizeye benzemiyordur. Mucize bekleyenlerin, mucize pazarlayanların, başkasının mucizesine bel bağlayanların, her insanın kendi mucizesini yaratması gerektiğine inananların oyunu bu.

Yazar Peter Lund, bizi aciz bırakan, önce yalnızlaştırıp, sonra sağır edici uğultusuyla akılsız bir kalabalığın içine atan “mucize”ye bakıyor. Umuda benzeyen ama hep umutsuzlukla biten mucize beklentisinden nasıl kurtulacağımıza. Ne zaman, ne olduğunda “Ben yokum!” dememiz gerektiğine. Bu kritik karar anını kaçırmamak gerekiyor.

Yazar: Peter Lund
Çevirmen: Güliz Gonca Yakut
Yönetmen: Ümit Aydoğdu
Dramaturg: Beliz Güçbilmez
Müzik: Oktay Köseoğlu
Koreografi: Tuğçe Tuna
Oyuncular: Alper Baytekin, Didem Balçın, Ecmel İs, Erdem Akakçe, Hülya Gülşen, Iraz Yöntem, Tuğrul Tülek, Yeliz Kuvancı
Özgün Müzik: Wolfgang Böhmer
Dekor-Işık: Cem Yılmazer
Dekor Tasarım Asistanı: Yasemin Arslan
Kostüm: Eylül Gürcan
Vokal Koçu: Günay Acar
Koro: Ali Alkın Aydın, Arca Öz, Aslıhan Aydoğan Büyükakgül,Barkın Sarp, Cansu Akbıyık, Cansu Boz, Cansu Reyhan, Doğan Şükrü Arabacı, Name Önal, Selen Şeşen, Ümit Baran, Zeynep Parla
Orkestra: Safa Yasin Akyol, Özgür Özarıkça, İsmail Kırkan, Berkan Karlıdağ, Gözde Gülşen, Arda Erol
Reji Ekibi: Ekin Deniz Görk, Balca Aydoğdu, Seda Eroğlu

Yönetmenin Metni:

Tiyatro sanatı hayatin içine gönderilmiş bir “Truva Atı”dır, diyor Eugenio Barba; Her gün önümüzde akıp giden ama görmediğimiz olayları görünür kılması ile bizleri sorular sormaya iter, huzursuz eder ve bunu eğlendirerek yapar.

Aynı şeyin oyunları hazırlayan bizler için de geçerli olduğunu düşünüyorum; Her yeni oyun tiyatro sanatının içine gönderilmiş bir “Truva Atı”dır. Yıllardır alıştığımız her şeyi bir anda değiştirebilir, doğru bildiklerimizi sarsabilir, öyle olmaz dediklerimizi bal gibi oldurabilir. İyi ki de öyle çünkü bizi yeniler, geliştirir ve bunu eğlendirerek yapar. Hele iyi bir ekiple yapılıyorsa o zaman iyi ki ile başlayan cümleler çoğalır. Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Oyuna gelince; kendini sahnede etkili ve güzel bir şekilde anlatacağını düşünüyorum. Ama yine de bende uyandırdığı hissi Theodor W. Adorno’nun “Minima Moralia” adlı kitabındaki bir cümlesiyle iletebilirim; “Sen güçsüzlüğünü gösterdiğinde diğeri gücünü göstermek için bundan faydalanmıyorsa bil ki seviliyorsun.”

Ümit Aydoğdu

Galeri